Bakırköy Travestileri
- travestievi
- 19 Tem 2025
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 4 saat önce

Bakırköy, İstanbul’un batıya doğru açılan kapılarından biri gibi durur; denizle kurduğu kadim dostluk, geniş caddeleri, eski Rum ve Ermeni konaklarının hatırası, Cumhuriyet’in ilk yıllarından beri süregelen kentli yaşam kültürüyle her zaman kendine has bir zarafet taşır. Bir zamanlar sayfiye yeri olarak tercih edilen bu semt, yıllar içinde orta ve üst orta sınıfın yerleştiği, kültür sanatla teması hiç kopmayan, kahvelerinde edebiyat tartışmalarının yapılabildiği bir mahalle dokusu oluşturdu. Sahil boyunca esen iyot kokulu rüzgâr, meydandaki kalabalığın uğultusuna karışırken Bakırköy, hem geçmişin ağırbaşlılığını hem de modern hayatın akışkan enerjisini aynı anda taşıyan nadir semtlerden biri hâline geldi.
İşte bu çok katmanlı sosyal yapı, Bakırköy travestilerinin ruhuna da yansır. Onlarda ilk fark edilen şey yalnızca dikkat çekici görünümleri değil; yürüyüşlerinde saklı özgüven, bakışlarında parlayan hayat bilgisi ve konuşmalarındaki incelikli mizah duygusudur. Kendilerini var etmek için verdikleri mücadele, zamanla zarif bir dirence dönüşmüş gibidir. Bu yüzden Bakırköy sokaklarında onlara rastlamak, sıradan bir karşılaşma değil; şehrin kalbinin farklı attığını hissettiren küçük bir keşif anıdır.
Bakırköy travestileri çoğu zaman abartının değil, dengeli bir ihtişamın temsilcisi olarak görülür. Şıklıkları bağırmaz; aksine, yakından bakıldığında fark edilen bir ustalık barındırır. Kombinlerinde seçtikleri renkler, kullandıkları aksesuarlar, hatta saçlarının rüzgârla kurduğu ilişki bile adeta sahneye çıkmadan önce prova edilmiş gibidir. Bu özen, yalnızca dış görünüşle sınırlı değildir; sohbetlerinde kültür, müzik, sinema ve gündelik hayatın incelikleri dolaşır. Onlarla geçirilen birkaç dakika bile, insanın şehirle kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmesine yol açabilir.
İstanbul’un diğer semtlerindeki travesti toplulukları çoğu zaman daha hızlı, daha keskin ve daha gösterişli bir ritme sahipken Bakırköy’de hissedilen tempo farklıdır. Burada hayat biraz daha geniş nefes alır. Kadıköy’ün asi enerjisi ya da Taksim’in hiç uyumayan hareketliliği yerine, Bakırköy’de daha yerleşik bir zarafet hissedilir. Bu travestiler, kendilerini yalnızca gecenin parçası olarak değil, gündüzün de doğal bir unsuru olarak konumlandırırlar. Sahilde yürürken, bir kafede kahve içerken ya da vitrinlere bakarken görülmeleri bu yüzden şaşırtıcı değildir; semtin günlük hayatıyla aralarında görünmez ama güçlü bir bağ vardır.
Onları farklı kılan bir başka özellik ise kurdukları topluluk duygusudur. Rekabetten çok dayanışmanın hissedildiği, deneyimin yeni gelenlere aktarıldığı, kahkahaların bazen dertleri hafiflettiği bir çevre… Bu atmosfer, Bakırköy travestilerine belirgin bir sıcaklık kazandırır. Yanlarına yaklaşan biri çoğu zaman mesafeyle değil, ölçülü bir samimiyetle karşılanır. Çünkü onlar, hayatın sertliğini görmüş olsalar da kalplerini tamamen kapatmamayı seçmiş insanlardır.
Bakırköy akşamları ise bambaşka bir şiir taşır. Gün batarken gökyüzü mercan tonlarına büründüğünde, sahil yolunda yürüyen kalabalığın arasında hayat biraz daha yavaşlar. Tam da bu saatlerde semtin havasına ince bir heyecan karışır. Tutkular burada gürültüyle değil, daha çok ima ve hislerle dolaşır; bakışların bir anlığına kesişmesi, yarım kalan bir gülümseme ya da beklenmedik bir sohbet, gecenin hafif titreşimini artırır. Fanteziler, abartılı sahnelerden ziyade hayal gücünü besleyen ihtimaller olarak var olur. Söylenmeyenlerin çekiciliği, çoğu zaman söylenenlerden daha güçlüdür.
Belki de Bakırköy travestilerinin en büyüleyici yanı, hayatı bir performans gibi değil, ustalıkla yazılmış bir metin gibi yaşamalarıdır. Her gün yeni bir sayfa açılır; bazen neşeli, bazen melankolik, ama her zaman sahici. Onlar, şehrin kenarında değil, tam merkezinde var olmanın ne demek olduğunu hatırlatır. Kimliklerini saklamadan ama dramatize de etmeden, zarif bir görünürlükle yürürler bu sokaklarda.
Sonuçta Bakırköy travestileri, yalnızca bir semtin değil, İstanbul’un çoğul ruhunun yansımasıdır. Geçmişle bugünü, kırılganlıkla gücü, hayalle gerçeği aynı bedende taşıyabilen nadir figürler gibi dururlar. Onlara bakınca insan şunu düşünmeden edemez: Bir şehir, en çok da farklı hayatların yan yana var olabildiği ölçüde büyüktür. Bakırköy ise bu büyüklüğü, rüzgârında taşıdığı özgürlük hissiyle ve sokaklarında yürüyen cesur ruhlarla sessizce ilan etmeye devam eder.
Yorumlar