top of page

Beylikdüzü Travesti Beren

29 Ağu
4 dakikada okunur

Beylikdüzü’nde akşamın o kendine özgü telaşı yavaş yavaş sokaklara yayılırken Beylikdüzü Travesti Beren aynanın karşısında hazırlanıyordu. Dışarıda binaların camlarına turuncu gün batımı vuruyor, uzaktan gelen trafik uğultusu açık pencereden odanın içine karışıyordu. Beren’in ise acelesi yoktu. Saçlarını omuzlarının üzerine düşecek şekilde düzeltti, aynaya biraz daha yaklaşıp makyajını kontrol etti ve birkaç saniye boyunca kendi yansımasına sessizce baktı. Üzerindeki siyah elbise gösterişli olmaya çalışmadan dikkat çekiyordu; vücuduna düzgünce oturuyor, yürüdüğünde hareketlerini daha belirgin hâle getiriyordu. İnce topuklu ayakkabılarını giydiğinde boyu biraz daha uzamış, duruşu daha da kendinden emin görünmüştü. Boynundaki hafif parfüm kokusu henüz odadayken bile fark ediliyordu.


beylikdüzü travesti
Travesti Beren

Beren’i etkileyici yapan şey yalnızca yüzü, saçları ya da kıyafetleri değildi. Beren'in asıl olayı, insanların ona baktığını fark ettiğinde bakışlarını hemen kaçırmamasıydı. Karşısındaki kişiye birkaç saniye boyunca sakince bakar, sonra dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme belirirdi. Ne fazla sıcak ne de soğuk… Daha çok, “Seni fark ettim,” diyen bir ifade. İşte o birkaç saniyelik bakış, özellikle erkeklerin zihninde Beren hakkında küçük de olsa bir merak uyandırmaya yetiyordu. Yanına yaklaşsan nasıl konuşacağını, sesinin nasıl çıkacağını, gerçekten gülümsediğinde nasıl görüneceğini düşünmeden edemiyordun. Beren de bunun farkındaydı. Aynanın karşısında çantasını omzuna takarken son kez kendine baktı, hafifçe gülümsedi ve kapıyı kapatıp dışarı çıktı.


Apartmanın koridorunda topuklarının sesi düzenli aralıklarla yankılanıyordu. Asansörün kapısı açıldığında içerideki genç adam önce telefonuna bakıyordu. Beren içeri girip yanında durduğunda adam başını kaldırdı ve kısa bir an için bakışları Beren’de kaldı. Beren bunu fark etti. Hiçbir şey söylemedi. Sadece asansörün aynasına bakarak saçının bir tutamını kulağının arkasına aldı.


Adam tekrar telefonuna bakmaya çalıştı ama birkaç saniye sonra gözleri aynadan yeniden Beren’e kaydı. Beren aynadan onun gözlerini yakaladı. Bu kez gülümsedi. Adam hemen bakışını kaçırdı. Beren’in gülümsemesi biraz daha büyüdü.


Asansör aşağı indiğinde kapılar açıldı. Beren dışarı çıkarken adamın yanından geçti ve hafif parfüm kokusu birkaç saniye boyunca içeride kaldı. Adam da dışarı çıktı ama Beren çoktan birkaç metre ilerlemişti.


Sokakta hava serinlemişti. Beren çantasını omzuna biraz daha sıkı yerleştirip yürümeye başladı. Beylikdüzü’nün geniş kaldırımlarında insanlar işten dönüyor, kafelerin önleri yavaş yavaş kalabalıklaşıyordu. Beren kalabalığın içinde hızlı yürümüyordu. Rahat adımlar atıyor, etrafına bakıyor, zaman zaman vitrinlerde kendi yansımasını görüp saçlarını düzeltiyordu.


Yanından geçen iki adamın konuşması birkaç saniyeliğine kesildi. Beren bunu duydu. Arkasına dönmedi. Bazen dönmemek, dönüp bakmaktan daha etkiliydi.


Biraz ileride küçük ve şık bir kafeye girdi. İçeride loş sarı ışıklar, hafif müzik ve kahve kokusu vardı. Beren cam kenarındaki masalardan birine oturdu. Çantasını yanındaki sandalyeye bıraktı, bacak bacak üstüne attı ve menüyü eline aldı.


Karşı tarafta tek başına oturan bir adam onu fark etmişti. Beren menüye bakıyormuş gibi yaparken adamın birkaç kez kendisine baktığını gördü. İlkinde önemsemedi. İkincisinde gözlerini kaldırıp ona baktı. Adam hemen kahvesine döndü. Beren hafifçe güldü.


Garson gelip siparişini aldığında Beren sade bir kahve istedi. Sonra telefonunu masaya bıraktı ve dışarıdaki insanları izlemeye başladı. Karşı masadaki adamın bakışları yeniden ona döndü. Bu kez Beren gözlerini kaçırmadı. Adamla göz göze geldiler.


Bir saniye.


İki saniye.


Üç saniye.


Adam sonunda gülümsedi. Beren de başını hafifçe yana eğerek karşılık verdi. Bir süre sonra adam cesaretini toplayıp ayağa kalktı. Beren onu gelirken gördü ama telefonuna bakmaya devam etti. Adam masanın yanında durdu.


“Merhaba,” dedi biraz çekingen bir sesle.


Beren başını kaldırdı. “Merhaba.”


Adam birkaç saniye ne söyleyeceğini düşündü. “Rahatsız etmiyorum umarım.”


Beren kahvesinden küçük bir yudum aldı. “Henüz etmiyorsun.”


Adam güldü.


Beren’in sesinde sertlik yoktu. Tam tersine sakin, hafif oyunbaz bir ton vardı.


Adam karşıdaki boş sandalyeyi gösterdi. “Otursam?”


Beren birkaç saniye cevap vermedi. Önce adama, sonra sandalyeye baktı. “Belki.”


Adam şaşırdı. “Belki mi?”


Beren gülümsedi. “Önce bana neden oturmak istediğini söyle.”


Adam yine güldü. “Çünkü seni fark ettim.”


Beren kaşını hafifçe kaldırdı. “Onu zaten fark ettim.”


Adam bu kez gerçekten utanmıştı.


Beren onun yüzündeki ifadeyi görünce kahkaha atmadan gülümsedi.


Adam mahcup bir hâlde, “Çok mu belli oluyordu?” diye sordu.


“Biraz.”


“Özür dilerim.”


“Özür dilemeni gerektirecek bir şey yok.” Beren çenesini avucuna yasladı. “Bakmak suç değil.”


Adam biraz rahatladı. “Peki oturabilir miyim?”


Beren sandalyeyi ayağıyla hafifçe çekti. “Şimdi oturabilirsin.”


Adam karşısına geçti. Konuşmaya başladılar. Başta sıradan şeylerden bahsettiler. Beylikdüzü, hava, kafeler, hafta sonu planları… Ama adamın dikkati sık sık Beren’in gözlerine kayıyordu. Beren bunu her seferinde fark ediyordu. Bir noktada konuşmasını kesip adama baktı.


“Bir şey soracağım.”


“Sor.”


“Neden sürekli bana öyle bakıyorsun?”


Adam hazırlıksız yakalanmıştı. “Nasıl?”


Beren biraz öne doğru eğildi. “Sanki bir şey söylemek istiyorsun ama söylemiyorsun.”


Adam birkaç saniye sustu. Beren bekledi. “Çünkü etkileyicisin,” dedi sonunda.


Beren geri yaslandı. “Bu daha iyi.”


“Neden?”


“En azından dürüst.”


Adam gülümsedi. “Sen her zaman böyle misin?”


“Nasıl?”


“İnsanları biraz geriyorsun.”


Beren kahvesinden bir yudum daha aldı. “Belki insanlar kendilerini fazla ciddiye alıyordur.”


Adam güldü.


Beren de güldü.


Bir süre sonra Beren saate baktı. “Ben artık kalkmalıyım.”


Adamın yüzünde küçük bir hayal kırıklığı belirdi. “Hemen şimdi mi?”


Beren çantasını omzuna aldı. “Merak güzel bir şeydir.”


Adam şaşkınlıkla güldü. “Bu ne demek?”


Beren ayağa kalktı. Adam da kalktı. Beren adamın yanından geçerken kısa bir an durdu. Biraz yaklaşıp alçak bir sesle konuştu. “Her şeyi aynı gece öğrenmeye çalışma.”


Adam birkaç saniye ne diyeceğini bilemedi. Beren kapıya doğru yürüdü. Kapının önünde durdu. Sonra arkasına döndü. Adam hâlâ ona bakıyordu. Beren bunu görünce hafifçe gülümsedi. Parmağıyla küçük bir selam verdi. Ve dışarı çıktı.


Adam birkaç saniye olduğu yerde kaldı. Camın arkasından Beren’in uzaklaşmasını izledi. Beren ise kaldırımda yürürken bir kez bile arkasına bakmadı. Zaten buna ihtiyacı yoktu. Adamın hâlâ baktığını biliyordu.

Yorumlar


şişli travesti ışıl.jpg

Şişli

taksim travesti arzu

Taksim

beşiktaş travesti ceyda

Beşiktaş

bottom of page