top of page

Beylikdüzü Travestileri

  • travestievi
  • 16 Tem 2025
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 7 saat önce

beylikdüzü travesti
Beylikdüzü Travesti

Beylikdüzü’ne ilk kez yolu düşen biri, İstanbul’un karmaşık ritminden bir adım geri çekilmiş gibi hisseder. Şehrin gürültüsünün, telaşının ve birbirine omuz atan kalabalıklarının yerini burada daha geniş caddeler, ufka doğru uzanan siteler ve gökyüzüne nefes aldıran ferah bir şehir planı alır. Marmara’nın rüzgârı zaman zaman sokak aralarına kadar girer; bu rüzgâr yalnızca deniz kokusunu değil, aynı zamanda yeni bir hayat kurma cesaretini de taşır. İşte Beylikdüzü travestileri, tam da bu rüzgârın içinden doğmuş gibidir: Kendine alan açmayı bilen, görünür olmaktan çekinmeyen, ama aynı zamanda incelikli bir zarafetle var olmayı seçen insanlar.


Beylikdüzü’nün hikâyesi aslında İstanbul’un modernleşme hikâyelerinden biridir. Bir zamanlar tarım arazileriyle ve yazlık evlerle anılan bu bölge, 1990’lardan itibaren hızlı bir dönüşüm geçirdi. Planlı kentleşme anlayışıyla kurulan siteler, geniş bulvarlar ve sosyal donatı alanları, burayı yalnızca bir yerleşim bölgesi değil, aynı zamanda yeni başlangıçların adresi hâline getirdi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen insanlar burada yan yana yaşamayı öğrendi; bu çeşitlilik, semtin ruhuna yumuşak ama güçlü bir çoğulculuk kattı.


Sosyoekonomik açıdan Beylikdüzü, İstanbul’un orta-üst gelir grubunun dikkatini çeken bölgelerinden biri oldu. Eğitim seviyesinin görece yüksek olması, kültürel etkinliklere erişimin kolaylığı ve planlı yaşam alanları, burada daha sakin ama bilinçli bir toplumsal yapı doğurdu. Bu yapı, farklı kimliklerin kendine yer bulabilmesine zemin hazırladı. Travesti topluluğu da bu zeminde yalnızca “var olan” değil, semtin kültürel dokusuna katkı sunan bir parça hâline geldi.


Beylikdüzü travestilerini anlatırken ilk söylenmesi gereken şey şu: Onlar bir semtin kenarında değil, kalbinde yaşarlar. Sabah kahvesini aynı fırından alan, akşam yürüyüşünü aynı sahil hattında yapan, markette komşusuna selam veren insanlardır. Görünürlükleri abartılı bir meydan okuma değil; daha çok, “ben buradayım ve hayatın içindeyim” diyen sakin bir özgüvendir.


Bu topluluğun en dikkat çekici özelliklerinden biri, estetik anlayışlarıdır. Beylikdüzü’nün modern mimarisi gibi, onların tarzı da ölçülü ve rafinedir. Gösterişten tamamen uzak değillerdir elbette; fakat bu gösteriş çoğu zaman bağırmaz, fısıldar. Kombinlerinde bir denge vardır: Şıklık ile rahatlık arasında kurulan ince bir köprü gibi. Sanki yaşadıkları semtin genişliği, ruhlarına da ferahlık vermiştir.


İstanbul’un daha merkezi ve gece hayatıyla özdeşleşmiş bölgelerinde travesti kültürü çoğu zaman hızla, gürültüyle ve keskin karşıtlıklarla anılır. Beylikdüzü’nde ise tempo biraz daha düşüktür; ama bu düşüş bir eksilme değil, derinleşme yaratır. Buradaki travestiler ilişkilerini daha kalıcı kurar, dostluklarını zamana yayar. Bir kafede saatler süren sohbetler, ev buluşmaları, küçük ama samimi kutlamalar… Hayat burada biraz daha “insan ölçeğinde” akar.


Belki de bu yüzden Beylikdüzü travestileri arasında dayanışma güçlüdür. Yeni taşınan birine ev bulma konusunda yardımcı olmak, zor bir gün geçiren arkadaşın kapısını çalmak ya da sadece birlikte sessizce oturmak… Bunlar büyük jestler gibi görünmeyebilir; ama bir topluluğu ayakta tutan şey tam da bu küçük ama sürekli hareketlerdir.


Kültürel açıdan bakıldığında, Beylikdüzü’nün görece genç bir yerleşim olması önemli bir avantajdır. Geleneksel mahalle baskısının daha zayıf hissedildiği bu ortamda, insanlar birbirini çoğu zaman kimliğiyle değil, gündelik hayattaki varlığıyla tanır. Travesti bireyler de bu atmosferde kendilerini tek bir kalıba sıkışmış hissetmez; kimisi sanatla ilgilenir, kimisi hizmet sektöründe çalışır, kimisi akademik hayata göz kırpar. Hayatları tek bir hikâyeden ibaret değildir.


Onları diğer semtlerdeki travestilerden ayıran en belirgin farklardan biri de gelecek tahayyülleridir. Beylikdüzü travestileri, yalnızca bugünü yaşayan değil, yarını planlayan insanlardır. Ev dekorasyonuna gösterilen özen, kariyer hedefleri, kişisel gelişime ayrılan zaman… Tüm bunlar, kök salma arzusunun işaretidir. Geçici bir durak değil, kalıcı bir yuva hissi vardır burada.


Bir başka fark da doğayla kurdukları ilişkide ortaya çıkar. Sahil yürüyüşleri, gün batımını izlemek, köpekleriyle parkta dolaşmak… İstanbul’un betonla ağırlaşan atmosferi içinde bu küçük doğa anları, ruhu tazeleyen molalar gibidir. Bu tazelik, onların enerjisine de yansır; sert değil, esnek bir güç taşırlar.


Elbette her topluluk gibi onların da mücadeleleri vardır. Ancak Beylikdüzü travestilerinin tavrında dikkat çeken şey, bu mücadeleyi yalnızca direnerek değil, aynı zamanda hayatı güzelleştirerek vermeleridir. Gülümsemeyi bir stratejiye dönüştürürler adeta. Zarafetleri, bazen en güçlü cevap olur.


Akşam saatlerinde Beylikdüzü’nün geniş yolları turuncu sokak ışıklarıyla yumuşarken, balkonlardan sızan televizyon sesleri ve uzaktan gelen deniz kokusu birbirine karışır. O sırada bir apartman dairesinde kahkaha yükselir; başka bir evde müzik çalar. Hayat, büyük anlatılara ihtiyaç duymadan akmaya devam eder. Beylikdüzü travestileri de bu akışın içinde, semtin modern hikâyesine kendi cümlelerini ekler.


Onları tek bir kelimeyle anlatmak gerekseydi, belki de bu kelime “denge” olurdu. Cesaret ile sükûnetin, görünürlük ile sadeliğin, bireysellik ile dayanışmanın dengesi… İstanbul gibi uçlarda yaşamayı seven bir şehirde, bu denge neredeyse şiirsel bir karşılık bulur.


Sonuçta Beylikdüzü travestileri yalnızca bir topluluğu değil, modern kent yaşamının olgunlaşan bir hâlini temsil eder. Kendi alanını kuran, köklenen, ama aynı zamanda rüzgârla konuşmayı unutmayan bir yaşam biçimi… Onlara bakınca insan şunu düşünmeden edemez: Bir şehrin gerçek zarafeti, en çok da farklı hayatların yan yana durabildiği anlarda ortaya çıkar. Beylikdüzü ise bu zarafetin sessiz ama güçlü sahnelerinden biridir.

Yorumlar


şişli travesti ışıl.jpg

Şişli

taksim travesti arzu

Taksim

beşiktaş travesti ceyda

Beşiktaş

bottom of page