Şişli Travesti Ece
Şişli Travesti Ece, güzelliğini abartılı makyajlara ya da gösterişli tavırlara borçlu olanlardan değildi. Onu ilk kez görenlerin dikkatini çeken şey, yüzündeki doğal ifade, kendinden emin yürüyüşü ve ne giyeceğini çok iyi bilmesiydi. Ece, sade bir beyaz gömleği bile doğru aksesuarlarla öylesine zarif taşırdı ki Şişli sokaklarında yürürken insanların dönüp ona bir kez daha bakması neredeyse kaçınılmaz olurdu. Şişli Travesti Ece ismi önce Şişli'de ve daha sonra da tüm İstanbul'da adeta bir marka olmuştu ve erkekler onunla tanışmak için adeta sıraya giriyordu.

Bir sonbahar akşamı, Halaskargazi Caddesi üzerindeki küçük bir kafede arkadaşlarıyla buluşmuştu. Üzerinde koyu yeşil, beline oturan uzun bir elbise ve sade siyah çizmeler vardı. Saçlarını gelişigüzel toplamış, makyajını ise neredeyse yok denecek kadar hafif tutmuştu. Yan masada oturan iki genç adam, Ece içeri girdiği andan itibaren sohbetlerine odaklanamamıştı. İçlerinden biri onu daha önce Osmanbey’de gördüğünü söyleyerek arkadaşına, “Aynı kişi olduğuna eminim, insan bir kez görünce unutmuyor,” diye fısıldamıştı. Ece bunu duymamıştı belki ama o akşam kafeden çıktıktan sonra bile masadaki sohbetin konusu olmaya devam etmişti.
Başka bir gün, Nişantaşı’ndaki bir davete katılmak için siyah bir takım elbise tercih etmişti. Ceketinin altına ipek bir bluz giymiş, görünümünü yalnızca ince bir kolye ve kırmızı bir rujla tamamlamıştı. Davetteki kadınlar onun stilini merakla incelerken erkekler bakışlarını kaçırmakta zorlanıyordu. Ece’nin farkı, dikkat çekmek için çabalamıyormuş gibi görünmesiydi. Kıyafetlerini vücudunu sergilemek için değil, karakterini yansıtmak için seçiyor; bu da onu kalabalıktaki herkesten ayırıyordu.
Zamanla Ece’nin ünü yalnızca Şişli sınırlarında kalmadı. Beşiktaş’ta bir restoranda arkadaşlarıyla yemek yerken, onu daha önce sosyal medyada gördüğünü söyleyen biri yanına gelip tarzına hayran olduğunu anlattı. Kadıköy’de katıldığı bir etkinlikte ise bir fotoğrafçı, Ece’nin doğal güzelliğini ve güçlü duruşunu fark ederek kendisine çekim teklifinde bulundu. Çekilen fotoğraflar kısa sürede yayıldı ve Ece’nin adı İstanbul’un farklı semtlerinde konuşulmaya başladı.
Ece’nin giyim tarzı her ortama göre değişirdi. Gündüzleri yüksek belli bir pantolon, sade bir tişört ve şık bir trençkotla son derece zarif görünür; geceleri ise vücuduna tam oturan elbiseler, iddialı topuklular ve özenle seçilmiş takılarla bambaşka bir havaya bürünürdü. Fakat hangi kıyafeti seçerse seçsin, onu asıl unutulmaz yapan şey yüzündeki sıcak gülümseme ve etrafına yaydığı özgüvendi.
Bir akşam Taksim’de yürürken arkasından gelen bir adam, arkadaşına Ece’yi daha önce Şişli’de gördüğünü ve o günden beri unutamadığını anlatmıştı. Adamın hatırladığı yalnızca Ece’nin güzelliği değil, kırmızı paltosunun altında taşıdığı zarif siyah elbise ve kalabalığın içinde bile sakinliğini koruyan yürüyüşüydü. Ece, insanların aklında tek bir fotoğraf gibi değil; renkleri, tavırları ve farklı anlarıyla yer ediniyordu.
Şişli Travesti Ece, zaman içinde yalnızca erkeklerin başını döndüren güzel bir model olarak değil, kendine özgü tarzıyla ilham veren bir trans kadın olarak tanındı. Onu görenler doğal güzelliğinden, kıyafet seçimlerinden ve zarafetinden söz ediyor; bir kez karşılaşanlar ise Ece’nin görüntüsünü uzun süre hafızalarından silemiyordu. Önce Şişli’nin sokaklarında dikkatleri üzerine çeken Ece, kısa sürede tüm İstanbul’un konuştuğu, karşılaşmak istediği ve gördüğünde kolay kolay unutamadığı bir isim hâline geldi.
Yorumlar