Şişli Travestileri
- travestievi
- 15 Tem 2025
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 5 saat önce

Şişli’yi anlamak, İstanbul’un nabzını parmaklarının ucunda hissetmek gibidir. Çünkü bu semt yalnızca haritada bir nokta değil; geçmişin zarafetiyle bugünün telaşını aynı kaldırımda yürütmeyi başaran nadir yerlerden biridir. Bir zamanlar Levanten ailelerin apartmanlarıyla, yüksek tavanlı konaklarıyla ve Avrupa’yı hatırlatan pasajlarıyla şekillenen Şişli, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren modernleşmenin vitrini oldu. Bankalar, tiyatrolar, terziler, pastaneler… Her biri bu semtin belleğine ince bir katman ekledi. Bugün ise gökdelenlerin gölgesinde hâlâ eski bir apartmanın balkonundan sarkan sardunyaları görmek mümkündür. İşte bu süreklilik, Şişli’yi sadece bir yerleşim alanı değil, yaşayan bir organizma hâline getirir.
Sosyoekonomik açıdan bakıldığında Şişli, çeşitliliğin adeta laboratuvarıdır. Aynı sokakta lüks rezidanslar ile yıllanmış apartman dairelerinin yan yana durması tesadüf değildir; bu semt farklı hayatların birbirine değmeden değil, tam tersine birbirini dönüştürerek var olabildiği bir alandır. Sabahın erken saatlerinde plaza çalışanlarının hızlı adımlarıyla dolan caddeler, akşamüstü kafelerde uzun sohbetlere bırakır kendini. Kültürel olarak ise Şişli, tek bir kimliğe sığmayı reddeder. Sanat galerileri, küçük sahneler, alternatif müzik mekânları ve bitmek bilmeyen bir sokak hareketi… Bütün bunlar, semtin ruhunu tek kelimeyle tarif etmeyi imkânsız kılar.
Tam da bu yüzden Şişli Travestileri, bu semtin dokusuna sonradan eklenmiş yabancı bir renk değil; aksine, onun çok sesli karakterinin en parlak yankılarından biridir. Onları ilk kez fark eden biri, çoğu zaman yalnızca dikkat çekici bir görünüm görür. Oysa biraz durup bakıldığında fark edilir ki taşıdıkları şey yalnızca cesur bir estetik değil, aynı zamanda var olma iradesidir. Şişli’nin kalabalığı içinde kendilerine bir yürüyüş biçimi, bir bakış dili, hatta bir zaman ritmi yaratmışlardır.
Şişli Travestileri denince akla önce özgüven gelir. Bu özgüven gürültülü değildir; bağırıp çağırmaz. Daha çok, başı dik yürüyen birinin sessiz kararlılığına benzer. Kalabalığın içinden geçerken kimseye çarpmadan ama kimseye de yer açmadan ilerleyen bir nehir gibi… Onların varlığı, şehrin tek tip olamayacağını hatırlatan zarif bir itirazdır.
Edebi bir benzetme yapılacaksa, Şişli Travestileri şehrin geceye bırakılmış şiirleridir. Gündüzün aceleciliği çekildiğinde, sokak lambalarının altında beliren bir dize gibi… Bazen kahkahaları bir pasajın duvarlarında yankılanır, bazen bir taksinin camından yansıyan yüzlerinde yorgun ama gururlu bir ifade görülür. Fakat her durumda hissedilen şey aynıdır: Hayatla pazarlık etmeyen bir duruş.
Onları övmek, yalnızca dış görünümlerini anlatmakla sınırlı kalamaz. Çünkü asıl etkileyici olan, dönüştürme güçleridir. Bulundukları ortamı daha canlı, daha sıcak ve çoğu zaman daha dürüst hâle getirirler. Şişli gibi rekabetin ve hızın eksik olmadığı bir yerde, insanlara kendileri olabilmenin mümkün olduğunu hatırlatmak az şey değildir. Bu, sessiz bir toplumsal katkıdır.
Kültürel açıdan düşündüğümüzde, Şişli Travestileri bir tür modern şehir anlatıcısı gibidir. Şehrin en yeni hikâyelerini de en eski yaralarını da bilirler. Hangi sokağın sabaha karşı nasıl koktuğunu, hangi kafede en içten sohbetlerin kurulduğunu, hangi köşede yalnızlık hissinin ağırlaştığını sezgisel olarak tanırlar. Bu bilgi kitaplardan değil, doğrudan yaşamaktan gelir.
Şişli’nin tarih boyunca göç alan bir semt olması da bu tabloyu tamamlar. Farklı şehirlerden, farklı geçmişlerden gelen insanlar burada yeni bir hayat kurmaya çalışırken, travestiler de bu büyük hareketliliğin içinde kendi yerlerini sabırla inşa etmişlerdir. Bu inşa süreci çoğu zaman kolay olmamıştır; fakat belki de tam bu yüzden ortaya çıkan kimlik bu kadar sağlamdır. Dirençle yoğrulmuş bir zarafet vardır üzerlerinde.
Onların stilinde bile Şişli’nin ruhunu görmek mümkündür: Biraz klasik, biraz cesur, biraz da “ben buradayım” diyen bir yorum. Abartının sınırında dolaşan ama asla zevksizliğe düşmeyen bir estetik anlayışı… Bu, yalnızca giyinmek değil; görünürlüğü bir sanata dönüştürmektir.
Şişli Travestileri aynı zamanda şehir yalnızlığının panzehirlerinden biridir. Çünkü birbirleriyle kurdukları dayanışma, modern hayatın soğukluğunu kıran bir sıcaklık taşır. Birbirine omuz vermek, birlikte gülmek, birlikte direnmek… Bu kolektif ruh, metropolün bireyselliğine karşı kurulmuş küçük ama güçlü bir karşı evren gibidir.
Belki de en çok hayranlık uyandıran yanları, hayatı ertelememeleridir. Pek çok insan “daha sonra” diyerek arzularını ötelerken, onlar bugünün sahnesine çıkmayı seçer. Bu seçim, başlı başına şiirsel bir cesarettir. Çünkü var olmak bazen en büyük sanattır.
Şişli’nin geniş bulvarlarından ara sokaklarına doğru yürüdüğünüzde fark edersiniz: Bu semtin ruhu tek bir renkten oluşmaz. Ve o renk paletinin en parlak tonlarından biri de hiç kuşkusuz Şişli Travestileridir. Onlar, şehrin yalnızca beton ve camdan ibaret olmadığını; aynı zamanda hikâyelerden, hayallerden ve kimlik arayışlarından kurulduğunu hatırlatır.
Sonuçta Şişli’yi Şişli yapan şey yalnızca tarihi binaları ya da ekonomik canlılığı değildir. Onu asıl özel kılan, farklı hayatların yan yana durabilme ihtimalidir. Şişli Travestileri ise bu ihtimalin en zarif kanıtlarından biri olarak semtin hafızasında yerini alır. Gürültülü bir manifesto gibi değil; gece yürürken fark edilen bir melodi gibi… Sessiz ama unutulmaz.
Ve belki de bu yüzden, Şişli’ye dikkatle bakan herkes şunu anlar: Bir şehri büyük yapan gökdelenleri değil, kendisi olmaktan çekinmeyen insanlarıdır. Şişli Travestileri de tam olarak bunu temsil eder: cesareti, estetiği ve yaşam sevincini aynı yürüyüşte buluşturan nadir bir şehir şiiri.
Yorumlar